Okul Sağlığı

               

 Okullardaki öğrenci, öğretmen ve personel sayıları dikkate alınacak olursa, nüfusumuzun en az beşte biri okullarla doğrudan etkileşim içindedir.

Dünya Sağlık Örgütü sağlığı “Yalnızca hastalık ve sakatlığın olmayışı değil; fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik halidir” şeklinde tanımlamaktadır. Çocukluk, gençlik, erişkin ve yaşlılık dönemlerinde çok farklı etmenlerin sağlığı etkileyen faktörler olarak ortaya çıktığı bilinmektedir. Çocukluk ve gençlik döneminin önemli bir bölümü okullarda geçtiği gerçeğinden hareketle, okul sağlığı oldukça önemlidir.

Okul sağlığı dönemi uzun bir dönem olup, çocuğun yuva yaşamı, ilköğretim dönemi, ve ortaöğretim dönemlerini de içine alan bir dönemdir. Çok geniş bir dönem olan okul döneminde her aşamada çocuğun karşılaştığı risk faktörleri, çocuğun gelişim dönemlerine ait sorunlar, sağlık sorunları ve tüm bu sorunların çözüm önerilerinin ele alınması gerekmektedir.

 Eğitim ve öğretimde amaç seven, sayan, güvenli, bilgili, başarılı, verimli ve doyurucu bir yaşam sürecek kişiler yetiştirmektir. Görülüyor ki eğitim ve öğretimin amacı aynı zamanda ruh sağlığı hizmetlerinin de amacıdır.

 Okul sosyalleşme sürecindeki ilk temel toplumsal kurumdur. Bireyin ruhsal ve toplumsal bakımdan gelişmesini, kendisine ve toplumun yararına beceriler kazanmasını ve bu dengeyi sağlamayı amaçlamaktadır. Bireylerin toplumla uyum sağlayabilmeleri, mutlu olabilmeleri yolunda gereksinme duydukları konuları öğrenmelerini sağlar.

 Okul her bireye iş ya da bilim dünyasında gerekli olan sayısal sembol ve kavramlarla değerleri kazandırır. Düşünme alışkanlığının yanında, uyguladığı öğretim programlarıyla bilim kavramlarını öğretir. Aile ve arkadaş çevresi çocuğa, öteki bireylerle çalışma ve oynama alışkanlığını kazandırırken, okul toplumsal bir kurum olarak bu alışkanlığı sürdürür. Kısacası okul, sadece bilgi donanımı sağlamakla kalmaz, çocuğun sosyalleşmesine büyük ölçüde yardımcı olan bir kurum niteliği de taşır.

 Okul, kültür içinde çocukların yetişkin rollerine hazırlama görevini üstlenmiştir. Bir takım bilgi kalıplarıyla, beceri ve tutumların öğretilmesi sorumluluğunu üstlenen tek sosyal kurumdur. Çocuğa kendi gereksinme ve amaçlarıyla, sosyal dünyasını bütünleştirerek doyum sağlayabilme olanağını sağlar. Bağımsız düşünme yeteneğini geliştirme konusunda yardım eder.

 Ancak, çocuğun okuldaki gelişiminin sağlıklı ve eksiksiz olabilmesi sadece “okula gitmek” ile sağlanamaz. Çocuğun okuldaki gelişiminin takip edilmesi, başarı-başarısızlık durumlarının, duygu ve davranışlarındaki değişikliklerin ailesi tarafından fark edilmesi kritik önem taşımaktadır. Ayrıca aile ilişkilerindeki tutarlılık ve devamlılık çocuğun okuldaki etkinliğini desteklemektedir.

 Aile, okulu ve okul ortamını bilmeli, çocuğun öğretmenlerini ve arkadaşlarını tanımalı, iletişim halinde olmalıdır. Çocuk da bu iletişim ve etkileşime dahil edilmelidir. Aile, çocuk ve okul arasındaki bağ ne kadar etkin kurulursa eğitim ve öğretimin amacına ulaşması o denli kolaylaşacaktır.