Okul Çağı Çocuğunun Gelişimi

 

Gelişim anne karnında başlayıp, yaşam boyu devam eden bir süreçtir. Kilo artışı ve boy uzaması gibi bedende gerçekleşen niceliksel değişiklikleri ifade eden büyüme kavramı ile sık sık karıştırılır. Ancak gelişim sadece niceliksel ölçümlerle açıklanamayan, birçok yapı ve işlevi bütünleştiren karmaşık bir olgudur.Çocuğun gelişiminde ilk toplumsal kurum okuldur. Çocuğun okulla tanışması ve okul hayatına alışması için, gelişiminin yeterli düzeyde olması gereklidir. Çocuk okula gitmeye hazır değilse bu geçiş ve uyum süreci sağlıklı olmayabilir. Okula başlama; zihinsel, bedensel, duygusal ve sosyal açıdan bir hazırlıklı oluşu gerektirir.

 Fiziksel gelişim:

İlköğrenimin ilk kademesindeki çocuklar rahatlıkla koşar, yürür, tırmanır, bisiklete binme gibi becerileri kolaylıkla kazanır. 

10 yaş civarlarında vücut kimyasındaki farklılaşmalara bağlı olarak özellikle kız çocuklarında ani bir boy artışı olur. Erkekler 9-10 yaşlarına kadar kızlardan biraz daha uzun ve daha iri bir bedene sahip olmalarına karşın 4.-5. sınıflarda kızlardan daha ufak bir görünüme sahiptir.

 Bilişsel gelişim:

Okul çağı çocuğu (6-12 yaş) bilişsel gelişim açısından somut işlemler dönemindedir. Çocuk, duyuları ile düşünür; ancak gözlemler ve deneyler sonunda birtakım hükümlere varır. Bilişsel gelişimi çocuğun akademik yaşantısını etkilemekle beraber sosyal ve duygusal yaşantısını da etkilemektedir.

Okul çağındaki bir çocuğun düşünce yapısının başlıca özelliği gruplama yeteneğine sahip oluşudur. Çocuk artık nesneleri büyüklük sırasına göre sıralayabilir, mekanda yerleri değişse bile gruptaki objelerin sayısının değişmeyeceğini bilir.

Bu dönem çocuklarda, mantıksal düşünme ile sayı, zaman, mekan, boyut, hacim ve uzaklık kavramları yerleşmeye başlar. Çocuk, yüze kadar sayabilir. İkişer ikişer, beşer beşer, onar onar saymayı öğrenebilir. Daha sonra basit toplama ve çıkarma hesapları yapabileceği gibi, yarım, üçte bir, dörtte bir kavramları ile de bazı basit işlemleri yapabilir duruma gelir.

Bu çağda, çocuk para ile ilgilenmeye başlar. Ona paranın değeri, ne işe yaradığı ve nasıl sayılacağı öğretilmelidir. Bunun için haftalık harçlık vermeye başlamak, çocuk için paranın değerini anlama bakımından anlamlı ve yararlı bir tecrübe olur.

Dikkati yoğunlaştırma yetenekleri, dikkat ve bellek kapasiteleri artar. Çocuk bu yaşlarda, özel deneyimlerine dayanarak sebep-sonuç ilişkileri kurmaya  ve genel ilkelere ilişkin görüş geliştirmeye başlar. İlkokulun son yıllarına doğru özel bir davranışın ardında çeşitli olası neden veya açıklamaların bulunabileceğini anlar.

 

 Dil gelişimi:

Okul çağında çocuğun dili hızla gelişmektedir. Bazen dili bir yetişkin gibi kullandığı görülür. Eski sözcük bilgisini zenginleştirir, sözcük dağarcığı 3000 kelimeye ulaşır. Nesneleri şekli, boyutu, maddesi ve rengiyle tanımlar. Farklılıkların ve benzerliklerin farkına varır.  

Ortalama olarak 7 yaşındaki çocuk okuma ve yazma öğrenmeye hazır duruma gelir. Bunun için, hemen bütün dünya ülkelerinde bu yaşlar okumaya başlama çağı olarak kabul edilmiştir. Bu yaştaki çocukların çoğunda, okuma ve yazmaya karşı ilgi uyandığı gibi, bu işleri kavrayabilecek düşünme ve görme güçleri gelişmiştir. Bu dönemin sonunda, çocuk yalnız başına okuma alışkanlığını alabilir. Onun sessiz okuması, sesli okumasına nazaran, daha süratlenir. Yapılan araştırmalar, bu çağın sonuna doğru çocukların bir yabancı dili öğrenmeye hazır olduklarını göstermektedir.

 

 Duygusal gelişim:

Çocukların en önemli duygusal ihtiyaçları sevilmek, beğenilmek, benimsenmek ve değer verilmektir. Bu duygusal ihtiyaçlarını karşılayacakları en önemli kaynaklar ise anne/baba, öğretmenleri ve arkadaşlarıdır. Evde olsun, okulda olsun, çocukta ilgi merkezi olma isteği vardır.

Bilişsel gelişim, çocuğun duygusal yaşamında dikkate değer bir dengenin oluşumuna yardımcı olur. Bu dönemde çocuklar kendilerinin değil başkalarının bakış açısını kullanabilir, artık düşündükleri ve merak ettikleri çeşitli becerileri kazanmaya başlar. Kazandıkları beceriler çocuğa ben başardım hazzı vererek duygusal gelişimine katkı sağlar.

Çocuğun duygusal tepkileri de artık kendi iç gereksinimlerine aşırı bağlı olmaktan çıkarak daha çok gerçeklere ve toplumsal durumlara uygun nitelik kazanır.

 

Sosyal gelişim:

Çocuk, oyun ortamından örgütlenmiş ilk toplumsal kurum niteliğindeki okul ortamına geçerken bir uyum süreci yaşar. Bu dönemde çocuk kendini sınıf, arkadaş ve oyun grubu içinde bulur ayrıca ilk kez resmi bir otorite ile tanışır. Okul çağında akran arkadaşlığı aşırı derecede önemli bir hale gelir. Kendi akranlarının görüş ve düşüncelerini paylaşan, kabul eden ve birlikte bir şeyler yapan çocuk gruba daha kolay kabul edilir.

Bu dönemde çocuklar, işbirliği isteyen etkinliklere girişir ve gruplar içinde kurallı oyunlardan hoşlanırlar. Fakat bu oyunları bütün kurallarına uyarak değil, kendilerine mahsus şekilde oynarlar. Bu dönemde, arkadaşlıklar kısa sürelidir, birtakım darılmalar ve barışmalarla devam eder. Bununla beraber, arkadaşlık, hayatlarının önemli bir parçasıdır.

Kendi işlerini yapmak ve aile üyelerine, arkadaşlarına yardımcı olmakla, sorumluluk duyguları gelişir.

Çocuk, çoğu zaman, kişiliğini gösterme, bağımsız olabilme çabasıyla inatçılık, itaatsizlik ve dik başlılık eder. Bununla beraber, o hâlâ büyüklerinin her şeyi daha iyi bildikleri ve yaptıkları kanısındadır. Çok kere anne babasını kendisine örnek kişi olarak seçer, onların davranışlarını taklit eder ve düşüncelerini benimser.

Okul çağındaki çocuk bir olayı diğer insanın gözüyle görebilmeyi zamanla daha iyi becermeye başlar. Ben merkezli olmaktan kurtulup, diğer kişinin gözüyle dünyayı görebilmek çocuğun sosyal ilişkilerinde yeni bir aşamaya yol açar.

 

Ahlak gelişimi:

Çocukta, iyilik ve kötülük kavramları önce anne babanın beğendiği ve beğenmediği davranışları ile ilgili olarak gelişir. Bir davranış, anne babanın beğenip beğenmemesine göre iyi veya fena sayılır. Ancak bu çağda iyilik ve kötülük kavramları daha genişler ve genelleşir. Çocuk, “Söz dinlemek ve yardım etmek iyidir”, “Başkalarına zarar vermek fenadır” gibi bir takım değer yargılarına varabilir. Bu dönemde, hangi davranışların doğru, hangilerinin yanlış olabileceğini çocuklarla tartışmak yararlı olur.

Gelişim aşamalarında kişisel farklılıklar nedeniyle 6-12 yaş dönemi bütün çocukların aynı olmayacağı unutulmamalıdır.

Bu farkındalıktan hareketle; çocukların gelişimlerini takip etmek önemli olduğu kadar, gelişim dönemindeki herhangi bir alanda yaşanan sorunun nedenleri incelenmeden ‘anormal’ olduğunu düşünmek hatalıdır. Böyle bir konuda uzmanlardan yardım alınmalıdır.